İçeriğe geç

Rah-ı Hüda ne demek ?

Rah-ı Hüda Ne Demek? Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme

Son zamanlarda “Rah-ı Hüda” ifadesini daha sık duyar oldum. Ancak bu kelimenin anlamı ve etrafında dönen tartışmalar, özellikle İstanbul gibi kozmopolit bir şehirde, daha da anlam kazanmaya başladı. Rah-ı Hüda, halk arasında genellikle “doğru yol” ya da “hakkın yolu” olarak bilinir. Ancak bu kelimenin anlamını toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi perspektiflerle incelemek, sadece dilin değil, aynı zamanda toplumun nasıl şekillendiğini anlamamıza da yardımcı olabilir. Bu yazıda, Rah-ı Hüda ne demek sorusunun toplumsal bir yansımasını günlük hayattan gözlemlerle ele alacağım.

Rah-ı Hüda ve Toplumsal Cinsiyet: Yoldan Çıkmak Mı, Yola Girmek Mi?

Rah-ı Hüda ifadesi, köken olarak İslam’a dayanan bir kavram olarak, insanların doğru yolda olmalarını ifade eder. Ancak, günlük hayatta bu ifade çoğu zaman “doğru yol” anlamına gelse de, toplumsal cinsiyet bağlamında bambaşka anlamlar taşıyabiliyor. Özellikle sokakta, toplu taşımada ya da iş yerlerinde, her birey için doğru yol (Rah-ı Hüda) farklı olabilir.

Bir gün, Kadıköy’de toplu taşımada karşılaştığım bir sahne aklımdan hiç çıkmıyor. Kadınların sabah işe gitmek için otobüs duraklarında bir araya geldiği bir anı gözlemlemiştim. Kadınların bazıları kendilerini evdeki rollerinden sıyrılıp, çalışmaya başlamışken, diğerleri hala toplumun “kadınlık” tanımına uymaya çalışıyorlardı. O an, Rah-ı Hüda’nın anlamı bambaşka bir hal aldı. Birinin doğru yolu, bir başkası için baskı haline gelebiliyordu. Kadınların toplumsal rollerine sıkıştırıldığı bu sokak atmosferinde, her kadının “doğru yol”u farklıydı; bazıları bağımsızlık ve özgürlük istiyordu, diğerleri ise güvenlik ve toplumsal kabul peşindeydi.

Rah-ı Hüda’nın anlamını burada biraz daha netleştirebiliriz. Bir yanda kendi yolunda gitmeye çalışan kadınlar, diğer yanda ise toplumsal cinsiyet normlarına uymayan davranışlardan dolayı dışlananlar var. Bu ikilem, bir yandan özgürleşme arayışının, diğer yandan geleneksel baskıların nasıl çatıştığını gösteriyor.

Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Rah-ı Hüda

Rah-ı Hüda’nın anlamını düşündüğümüzde, sadece bir yol ya da amaç değil, aynı zamanda bir toplumsal yapıyı da gözler önüne seriyor. İstanbul’un farklı mahallelerinde, sokakta gördüğüm sahneler, çeşitliliğin toplumsal hayattaki yansımasına dair çok şey söylüyor. İnsanlar, farklı kimliklerle, farklı kökenlerden, farklı sınıfsal statülerle bir arada yaşasa da, toplumsal “doğru yol” herkes için aynı olmayabiliyor.

Bir gün, Taksim Meydanı’nda birkaç arkadaşımla yürüyorduk. Aramızda farklı etnik kökenlere sahip, farklı sosyal sınıflardan gelen insanlar vardı. Gözlerimiz bir anda, yanımızdan geçen, başörtüsü takan bir kadına takıldı. O kadının dışarıdaki dünyaya karışması, bizim düşündüğümüz “doğru yol”dan çok farklıydı. Ona göre Rah-ı Hüda, belki de başörtüsünü takarak dış dünyada var olabilmek, kimliğini koruyarak yaşamaktı. O kadının toplumla ilişkisi, bizim toplumda “doğru yol”un ne demek olduğuyla doğrudan bir bağlantı kuruyordu. Bu tür gözlemler, doğru yolun, toplumsal normlar ve bireysel kimlikler ile nasıl şekillendiğini düşündürtmeye başlıyor.

İstanbul’un farklı semtlerinde, gençlerin kendilerini ifade etme biçimleri de Rah-ı Hüda’nın anlamını bir kez daha sorgulatıyor. Beyoğlu’nda rastladığım bir grup genç, geleneksel normları reddederek, farklı bir yaşam tarzı benimsiyordu. Giyimlerinden tavırlarına kadar her şey, onların Rah-ı Hüda’yı nasıl tanımladığını gösteriyordu: Toplumun baskılarına boyun eğmeden, özgür ve kendi kimliklerini bulacakları bir yol. Diğer taraftan, daha muhafazakâr mahallelerde, bazı gençler için doğru yol, geleneksel değerlerin peşinden gitmekti. Birbirinden çok farklı bu yollar, aslında Rah-ı Hüda’nın ne kadar çok yönlü bir kavram olduğunun göstergesiydi.

Rah-ı Hüda ve Toplumsal Eşitsizlik

Toplumsal adalet perspektifinden bakıldığında, Rah-ı Hüda, sadece bireylerin değil, toplumun eşitsiz yapısının da yansımasıdır. İşyerlerinde ya da sokakta karşılaştığım bazı sahnelerde, zengin ile fakir arasındaki uçurum, cinsiyetler arası eşitsizlik, azınlık hakları ve sosyal sınıf farkları, “doğru yol”un herkes için farklı olduğunu gözler önüne seriyor. Birinin Rah-ı Hüda’sı, diğerinin zorla takip etmek zorunda kaldığı, baskılara tabi tutulduğu bir yola dönüşebiliyor.

İstanbul’un kalabalık semtlerinde, bazen insanların sadece geçimlerini sağlamak için gittiği işler, onlara “doğru yol” gibi sunuluyor. Ancak, bu yolun ne kadar sağlıklı ve adil olduğuna dair sorularım hep arttı. Örneğin, bir garsonun gece saat 12’de hala çalışıyor olması, başka birinin evinden çıkıp gündüz okula gitmesi, her ikisinin de “doğru yol”u, ekonomik durumlardan bağımsız değil. Burada sosyal adaletin eksikliği, Rah-ı Hüda’nın anlamını daha da derinleştiriyor.

Sonuç Olarak

Rah-ı Hüda ne demek sorusu, aslında bireysel ve toplumsal hayatımızdaki her yolu, her ikilemi ve her adaletsizliği yansıtan bir kavram haline geliyor. Sokakta gördüğümüz her insan, kendi Rah-ı Hüda’sını farklı bir şekilde tanımlıyor. Toplumsal cinsiyet normları, çeşitlilik ve sosyal adalet, herkesin doğru yolda olup olmadığını belirlerken, bazen birinin “doğru yol”u, diğerini dışlayabilir ya da yolda bırakabilir. Bu yüzden, Rah-ı Hüda sadece bir kelime değil, toplumdaki derin adaletsizlikleri, eşitsizlikleri ve bireysel mücadeleleri anlamamız için bir pencere açan bir kavramdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci