İçeriğe geç

Saklambaç oyununda elma dersem çık armut dersem çıkma ne demektir ?

Saklambaç Oyununda “Elma Dersem Çık, Armut Dersem Çıkma” Ne Demektir? Felsefi Bir İnceleme

Hayat, her anı bir oyunun parçası gibi, gizemli ve sürükleyici. Ancak bazen, oyunlar yalnızca eğlence değil, düşünmemiz ve anlam arayışımıza hizmet eden derin birer metafor olabilir. Felsefeye adım atarken, her soru, her cevapsız kalmış fikir bir labirent gibi bizi kucaklar ve yönlendirmeye çalışır. Peki, “Saklambaç oyununda elma dersem çık, armut dersem çıkma” gibi bir ifade, gerçekten ne anlama gelir? Bu cümle, sıradan bir çocuk oyunundan çok daha fazlasıdır; bir ontolojik, epistemolojik ve etik problem sunar.

Bazen, en basit görünen sorular bile, varoluşumuzun temel soruları gibi karmaşık hale gelir. Bu yazıda, bu ifadeyi bir felsefi sorgulamanın merkezine alarak, farklı felsefi bakış açılarıyla inceleyeceğiz. Ontoloji, epistemoloji ve etik perspektiflerinden bakarak, bu ifadenin altında yatan derin anlamları ve insan deneyimiyle olan ilişkisini keşfedeceğiz.

Ontolojik Perspektif: Gerçeklik ve Olmak Üzerine

Ontoloji, varlık bilimi olarak tanımlanır ve varlıkların, gerçekliğin ne olduğunu anlamaya çalışır. “Saklambaçta elma dersem çık, armut dersem çıkma” ifadesine ontolojik bir açıdan bakıldığında, burada bir tür varlık durumunun ya da olma halinin tanımlanması söz konusudur. Saklambaç oyununun kendisi, aslında varlıklar arasındaki sınırları test eden bir yapıdan ibarettir. Bir kişi “elma” derse, diğeri bu komutla bağlantılı olarak hareket eder. Ancak “armut” dediğinde, bu varlıkların çıkma durumuna, ontolojik anlamda neyin gerçekten var olduğu sorusunu sorarız.

Varoluş üzerine tartışmaların temelinde, Heidegger ve Sartre gibi filozoflar yer alır. Heidegger, varlığın yalnızca “olma” haliyle ilişkili olduğunu savunur ve varlıkların dünyada nasıl yer aldıkları üzerinde durur. Ona göre, bir şeyin “var” olması, belirli bir şekilde olma halidir ve her şeyin varlığı bir zaman dilimine, bir bağlama ve bir duruma dayanır. Oysa Saklambaç oyunu, bu ontolojik yapının dışına çıkma, bir tür yer değiştirme isteğini gösterir. Buradaki “elma” ve “armut” kavramları, sabit varlıklar gibi değil; insanın özne ve nesne ilişkisini test eden birer “geçiş” noktalarıdır.

Sartre’a göre, “varlık” ve “hiçlik” arasındaki ilişki, insanın özgürlüğüyle doğrudan bağlantılıdır. Eğer bir insan “elma dersem çık” komutunu kabul ederse, aslında bir tür özgürlük ve seçme hakkı da kullanmış olur. Buradaki seçim, bir tür kimlik oluşturma eylemidir. Aynı zamanda “armut dersem çıkma” diyen bir kişi, varlığının sınırlarını çizme, neyi kabul edip etmeyeceğini belirleme gücünü sergiler.

Epistemolojik Perspektif: Bilgi ve Gerçeklik

Epistemoloji, bilgi felsefesi olarak adlandırılır ve insanların gerçekliği, doğruluğu ve bilginin doğruluğunu nasıl keşfettiklerini inceler. “Saklambaçta elma dersem çık, armut dersem çıkma” cümlesi, bilgi edinmenin, doğruluğun ve yanlışlığın nasıl algılandığını sorgular. Buradaki önemli nokta, kelimeler ve anlamlar arasındaki ilişkiyi kurarken insanın bilgi üretme biçimidir. Bu ifade, yalnızca kelimelerin tanımına değil, aynı zamanda insanların bu kelimelere yükledikleri anlamlara da değinir.

Platon’un “Bilgi nedir?” sorusu, epistemolojinin temelini oluşturur. Platon, bilginin doğru inanç ve akıl yoluyla elde edilen, temellendirilebilen bilgi olduğunu savunur. Eğer “elma” demek bir eylemse, o zaman bu eylemin ardında, tüm bilgi süreçlerini yerleştiren bir anlam bulunur. “Armut” denildiğinde, bu belirli bir şarta, koşula ve zaman dilimine bağlı olarak değişen bir bilgi gerçekliği yaratır. Bu anlam, bilgiyi sorgulama, güvenli bir gerçeklik arayışı, bilinçli bir seçimdir.

Felsefi bağlamda, Karl Popper’ın bilimsel bilgiye dair yaklaşımı bu noktada önemlidir. Popper, bilgiyi sürekli olarak yanlışlanabilir bir hipotez olarak görür. Bu, bilginin mutlak değil, dinamizme ve değişime açık olduğunu belirtir. Saklambaç oyunundaki “elma” ve “armut” oyunları, epistemolojik bir deneme gibidir; bilgi kesilmez, bir anlama dayalıdır ancak her an değişmeye, farklı bağlamlara girmeye açıktır.

Etik Perspektif: Ahlaki Seçimler ve Değerler

Etik, doğru ve yanlış davranışları sorgulayan bir felsefe dalıdır. “Saklambaçta elma dersem çık, armut dersem çıkma” oyununda, ahlaki bir ikilem de ortaya çıkabilir. Bu ifade, bir kişinin bilinçli olarak kuralları manipüle etmesi ya da başkalarına oyun oynama hakkı tanımak üzerine düşündürücü bir soru doğurur. Burada, bireyin eylemleri ve bu eylemlerin ahlaki sonuçları gündeme gelir. İnsanlar bir seçim yaparken, kendi değerlerine ve doğruluk anlayışlarına dayanarak hareket ederler.

Immanuel Kant, etik soruları işlerken, bireylerin eylemlerinde evrensel bir yasa arar. Ona göre, doğru eylem, bireyin kendi ahlaki yasasına uygun eylemdir. Ancak, “elma” ve “armut” arasında bir seçim yaparken, bir kişi bu kuralları manipüle eder mi? Ahlaki sorular burada devreye girer: Eğer oyunu oynarken kuralları değiştirmek, diğer kişiyi aldatmaksa, bu etik mi olur? Bu tür davranışlar, başkalarına zarar verme veya onları yanıltma anlamına gelebilir.

John Stuart Mill ise etik yaklaşımında, en fazla mutluluğu getirecek eylemi savunur. Yani, eğer “elma” demek daha fazla mutluluk yaratıyorsa, bu seçim etik açıdan doğru olabilir. Ancak burada önemli olan, mutluluğun ne kadar kolektif olduğu ve bu kolektif mutluluğun hangi değerlerle şekillendiğidir. Bu bağlamda, birinin kuralları eğip bükmesi, kişisel çıkarlarını kolektif çıkarların önüne koyması etik olarak sorgulanabilir.

Sonuç: Gerçeklik, Bilgi ve Ahlakın Kesişiminde

“Saklambaçta elma dersem çık, armut dersem çıkma” ifadesi, belki de sıradan bir çocuk oyunu gibi görünse de, derin felsefi soruları barındıran bir yapıya sahiptir. Ontoloji, epistemoloji ve etik gibi üç temel felsefi perspektiften bakıldığında, bu ifade, varlık, bilgi ve ahlak arasındaki ilişkilere dair düşündürücü bir deneyime dönüşür.

Dijital çağda, bu tür oyunlar ve ifadeler, sadece çocukları değil, yetişkinleri de düşünmeye zorlar. Gerçeklik, bilgi ve değerler arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlıyoruz? İnsan olarak, bu “oyunları” hangi kurallara göre oynuyoruz? Kendimiz için neyin doğru olduğunu nasıl belirliyoruz? Felsefi düşüncenin bu kadar derinlemesine bir oyun olması, belki de tüm hayatımıza dair çıkarılacak bir ders sunar: Belki de her an, varoluşumuzu ve doğruyu sorgulamak, en önemli oyunudur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci